Su-Atıksu
Sulama Suyu

Sulama Suyu

Islam öncesi devirlerde bir çok yerde ve Islam Dünyasinda çok sik olarak kullanilmis olan , üstü açik veya kapali kanallar vasitasiyla suyun ulastirilmasi seklinde izah edebilecegimiz Kanal (kanat) sistemi Konya da ki Selçuklu su iletim sistemi ile yakindan ilgilidir. Iran , Afganistan , Orta Asya ve Anadolu nun büyük bir kismi gibi suyun kit ve çok önemli oldugu ülkelerde geçmisi çok eskilere dayanan Kanal (Kanat ) sisteminin binlerce yillik birikiminden yararlanilmistir. "Binlerce yillik birikim diyoruz ".Çünkü Anadolu da kanal (kanat ) sistemi eski bir Iran bulusu olarak bilinmekteyse de , basta Iran olmak üzere bölgedeki kurak ülkelerdeki yaygin olarak uygulama bulmus, ilk olarak da Urartular tarafindan kullanilmistir. Kanat sisteminin Urartulardan önce uygulanabilirligi ise M.Ö. 2500 yillarinda yani Sümer çaginda asagi Mezopotamya da kanitlanmistir. Hiç süphesiz ki bütün Müslüman kasaba ve sehirleri geleneksel Kanat (üstü kapali kanal ) sistemine dayanmaktadir. Bir çok yerdeki kanat sistemi, kanatin üstü açik versiyonunu ve elle açilan küçük irmaklardan olusan girift bir sekilde de olusabilmektedir. Bu tür durumlarda sulama meselesi ; esas itibari ile kentin civarindaki tarim alanlarini sulama maksadiyla suyun uygun tarzda dagilimini saglama ve bizzat kentin su ihtiyacini karsilama sekline bürünmüstür. Bu tür sulama sistemine canli bir örnek olarak , kendine özgü bir cografi konuma sahip bulunan Konya sehrini verebiliriz. Sehrin yakininda bulunan Meram Çayi nin suyu ; üstü açik kanallar - kanatlar - sistemi ile hem yakinindaki arazilerin sulama suyu olmus, hem de sehrin içme suyunu saglamistir.

Konya da Islam öncesinde Meram Çayi nin - muhtemelen Sehir irmagi vasitasiyla -sehir merkezi durumundaki Alaaddin Tepesi ve civarina ulastirildigi dolayisiyla kanat sistemi benzeri bir uygulamanin kullanildigi konusunda bazi tarihi izler varsa da, sehrin su sisteminin bir bütün halinde ele alinip tüm sehre mal edilmesi Selçuklular zamaninda olmustur. Orta Asya da , Iran ve Afganistan da oldugu gibi Anadolu da da Selçuklular zamaninda zengin mülk sahipleri kendi hesaplarina kanallar kazdirmislardir. Ayni durum Konya da da görülmektedir. Selçuklulardan sonra gelen Karaman ogullari da birçok degisiklik yapmislar ve sulama kanallari açmislardir. Ayrica Ilhanlilar zamaninda, vezir Resideddin tarafindan Anadolu da bir çok sulama kanali açilmistir

Selçuklular döneminde, Meram deresine bagli su kanallari sistemine (Kanat sistemi ) Vezir Sahip Ata Fahreddin Ali katkida bulunmus ve kendi adi ile anilan Sahip irmagini açtirmis ve bütün kanat sistemi üzerinde yeni bir düzenleme yaparak su dagilimini bir esasa baglamistir. Meram deresi kisin bol olan suyuna karsin yaz aylarinda su azalmakta ve çok kiymetlenmektedir. Buna göre yaz aylarindaki su 12 okka kabul edilmis ve kanat sistemini olusturan irmaklara su sekilde bölünmüstür.

1. Sehir Irmagi 4 okka.

2. Yaka Gedekelas Irmagi 2 okka.

3. Sahip Irmagi 2 okka.

4. Karahüyük Irmagi 1 okka.

5. Lala bahçe Irmagi 1 okka.

6. Sehir baglari 2 okka.

Bu su dagilimina Sahip su cetvelleri adi verilmektedir. Sehir ve çevresine su dagilimi Sahip cetvellerine göre yapilmakta, buna uyulmadigi zaman konu Ser i mahkemeye gitmekte ve orada çözülmektedir. Bu konu ile ilgili olarak Hicri 1170, Miladi 1754 tarihli iki Ser i mahkeme hükmü, Hicri 1231, Miladi 1815 tarihli Sultan II. Mahmud a ait olan mücdeddet fermanina göre irmak kimin tarafindan açilmis ve vakfedilmisse vakifin belirttigi sartlara uyulmustur. Konya kanal sisteminde su dagilim esasi Sahip Ata su cetvelleri hesabina dayanarak geçmisten Cumhuriyet dönemine kadar yapila gelmistir.

Konya da suyla ilgili vakfiyelerde sikça gördügümüz ve Sahip su cetvellerini- su kanallari sistemini , idare eden yetkililer için kullanilan Mirab kelimesi bir yerde su emini anlaminda kullanilmistir. Mehmet Zeki Pekalin in Osmanli Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlügü kitabinin 2. cildinde "Mirab" kelimesi "Mir-i Ab" seklinde geçmekte olup açiklamasinda sunlari yazmaktadir : "Sulama ve su dagitim isine nezaret edenler hakkinda kullanilir bir tabirdir. Mir-i ablik Mukataa, yani devlete ait bir vardiyatin bir bedel mukabilinde kiralanmasi, suretiyle alinir" .

Selçuklu ve Osmanli dönemimde kanal sistemindeki su dagilimini o zamanki Mirab adi verilen devlet görevlileri yapmaktadir. Mirablar Meramin yukari tarafinda Köycegiz de otururlardi. Oradan suyun azalip çogaldigini görüyor. Ve emrinde olan su isçilerine ona göre talimatlar veriyorlardi. Onlarda bag ve bahçelere suyu tevzi ederlerdi. Emirlerinde ise "Havaleci" denen isçi baslari çalismaktaydi. Bu isim Konya da Cumhuriyet döneminin ilk zamanlarinda çok az bir degisikle "Havala" olarak kullanilmistir. Havalecilerin emirlerinde çalisan kimselere "Siyirici" denirdi. Havaleci ve siyiricilar maaslarini mir ablardan alirlardi. Bu isçiler ellerinde kürekleri arklari dolasir, lazim olan yerlere su verir, diger yerde suyu keser, ariklar açar ve bu gibi islere bakarlardi. Havaleci ve siyiricilar komsu köylerden olusurdu.

16. yüzyila dogru , yani Osmanli devrinde Mirablar eski önemlerini kaybetmislerdir. Çünkü eskiden su ve kanal sistemi cemaatin elinde idi. Daha dogrusu cemaatin-örfi kanunlarla ve vakif sartlarina göre kolayca denetlenebildigi mir ablarin elindeydi. Ancak 16.yüzyila girerken bu müessesede bozulmaya yüz tutmustur. Mir ablar zorbaliga baslamislar , örfi kanunlari tanimamislar ve vakif sartlarinin istegi disinda hareket etmislerdir. Bu yüzden 16. yüzyil kanunnameleri , vazifelerini suiistimal eden Mir ablarin cezaya çarptirilmalarini kadilara havale etmektedir. Kanuni Sultan Süleyman devrinde müessese eski örfi kanunlara ve vakfiye sartlarina göre tekrar düzenlenmis ve bu vazife halkin itimadini kazanmis sahislar arasindan seçim suretiyle tayin olunmaya baslamistir. Bu kanunlardan sonra sehir halkinin da rizasiyla Mir ablar su islerinde itimat edilen kisilerden olmasina dikkat edilmistir. Bu yüzden Konyalilar mir ablarini daima ulema sinifindan seçmislerdir. Konu üzerinde gösterilen her türlü ihtimama ragmen su üzerinde anlasmazlik zuhur ettigi vakit kadinin yahut naibin istiraki ile tesekkül eden komisyon su yerine gidilerek orada bakilmistir. Davanin sonuçlanmasinda vakifin sartlari , o güne kadar gelmis örfi kanunlar göz önüne alinmis ve ona göre kara verilmistir.

Konya nin suyu ancak baglarindi. Baglara verilen bu suya "hak surubu" denirdi. Hak surubunun son derece titizlikle riayet edilirdi. Ayni zamanda hamam ve çesmelere gelen suya zarar gelmemesi ve suyun baska yerlerde kullanilmamasi israrla takibi yapilan bir konuydu. Hatta Fatih Sultan Cem in, Alavardi yöresindeki baglarini sulamak için su getirttigi köske, onun ölümünden sonra nezaret eden kimse kendine tahsis edilen sudan fazlasini kullanmaya baslayinca Kanuni Sultan Süleyman buna mani olmak için Kanunnamesinde bunun önlenmesini istemisti.

Sehre giden su ahalinin mali sayilirdi. Her mahalle bir senelik olmak üzere bir vekil seçerdi ki "su komisyonu" bunlardan olusurdu. Seçilen kimseler esraf, hocalar ve tüccarlar idi. Hükümet su isine karismazdi. Mahallelerde "cemaat sandigi" teskilati vardi. Bu sandigin gelirini vasiyetnamelerden, dügünlerden, hayir islerinden gelen paralar teskil ederdi. Bu sandikta biriken paralar genellikle su islerine harcanirdi. Meram deresinden su alan , Islam öncesi devirlerden baslayarak günümüze kadar zamanla elle açilmis , genelde bag ve bahçelerin sulanmasi için yapilmis ve bilhassa 18. ve19. yüzyillarda , kentin büyümesiyle bas gösteren su sikintisina da direk su alinarak çare olmus küçük irmaklardan bazilari günümüze gelebilmistir. Sehre gelen irmaklar 1967 senesinde Altin Apa Barajinin su tutmasi nedeni ile Devlet Demir Yollarinin dogusuna geçemez olmus ve kapanmistir.

Sehir irmagi : Sehir irmagi Meram deresinin solundadir. Meramda Maarif Degirmeni olarak adlandirilan yerden su alan ve Meram merkezine , Askan yöresine , Sigorta Hastanesi çevresine , oradan Alaaddin Tepesinin güneyinden geçerek sehir içindeki Karma Orta Okula kadar baglara su veren irmakti. Bu irmak isminden de anlasilacagi gibi kentin içme suyunu da temin ediyordu.

Yaka irmagi : Yaka irmagi Meram deresinin solundadir. Dere Hidroelektrik Santrali ve Un degirmeni arasindan Meram deresine göre sol sahilde , Meram deresinden ilk su alan (3) irmaktir. Eski kayitlarda Gedekelas olarak geçen , Bizans ve Selçuklu dönemlerinde adeta bir sayfiye yeri gibi önem gören Yaka yöresini ve Tip Fakültesi civarini ve Hocacihan baglarini sulayan bu irmak kismen halen faaliyettedir.

Sahip irmagi : Meram deresinin solundadir. Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafindan açilmisti olup , Meram merkezinin memba tarafinda , sag kesimden su almakta , Tavus baba Türbesinin önünden geçerek Meram baglarinin yukari kisimlarini sulamakta ve Ana Sultan Mezarliginda sona ermektedir. Bugün de hizmet vermektedir.

Karahüyük irmagi : Meram deresinin sagindadir. Meram merkezinde ,Meram deresinin sag tarafindan Lalebahçe irmagi ile esit su almaktadir. Bu irmak Meram içinde yer, yer bahçelerin içinden geçmekte, Yorganci semtinde Harafin basi denilen yerde ikiye ayrilmaktadir. Batiya giden irmak, Konya - Hatip yolundan önce diger irmakla birlesmektedir. Diger irmak ise Pir Hasan semtini suladiktan sonra Karahüyük köyü arazisine su vermekte ve ova içinde kaybolmaktadir.

Lale bahçe irmagi :Meram deresinin sagindadir. Meram merkezinde Karahüyük irmagi ile Meram deresinden esit su almaktadir. Meramda bahçelerin içinden geçerek Lalebahçe semtini , Konya-Hatip yolunu asarak daha ilerideki Harmancik köyünün arazisin i sulamakta ve ova içerisinde kaybolmaktadir.

Bürümcek irmagi :Meram deresinin solundadir. Meram merkezinin menap tarafinda , sol kesimden su almakta ve Bürümcek yöresini sulamaktadir. Meram deresi üzerindeki Müftü gediginden ileride , kent merkezindeki bag ve bahçelere su veren iki irmak daha vardir. Bunlar Kovanagzi ve Gümüs irmaklaridir.

Kovanagzi irmagi : Müftü Gedigi nden sonra Konya bahçelerini sulayan bu irmak daha sonra Kovanagzi bahçelerini sulayip, Devlet Demir Yollari ni geçerek Konya-Karaman yoluna ulasiyordu.

Gümüs irmagi : Konya- Hatip yolu üzerinde, yaninda sarniç da bulunan köprü yanindan ikiye ayrilmakta, Gümüs irmagi olarak bilinen kol, Aydogdu ve Çay basi üzerinden Mengeneye ulasmaktaydi. Diger kol Kömürcü camii önünden geçerek Konya bahçelerini suladiktan sonra Konya - Karaman yolunu Sakalak Köprüsü yaninda kesip , bir baska yoldan Mengeneye ulasiyordu.