Su-Atıksu
İçme Suyu Tarihçesi

İçme Suyu Tarihçesi

Bir çok büyük sehirler, suyu bol havasi güzel yerlerde kurulmustur. Avrupa yi Asya ya baglayan ve kral yolu diye taninan ana yolun Konya dan geçmesi Hitit Frig çaglarinda zengin bir medeniyete sahne olmasi nihayet klasik devirlerde mühim bir mevki isgal etmesi Konya nin durumunu yükseltmis,amme hizmeti konusunda zengin eserler meydana getirmistir.

Konya da Islam öncesinde Meram Çayi nin - muhtemelen Sehir irmagi vasitasiyla -sehir merkezi durumundaki Alaaddin Tepesi ve civarina ulastirildigi dolayisiyla kanat sistemi benzeri bir uygulamanin kullanildigi konusunda bazi tarihi izler varsa da, sehrin su sisteminin bir bütün halinde ele alinip tüm sehre mal edilmesi Selçuklular zamaninda olmustur. Orta Asya da , Iran ve Afganistan da oldugu gibi Anadolu da da Selçuklular zamaninda zengin mülk sahipleri kendi hesaplarina kanallar kazdirmislardir. Ayni durum Konya da da görülmektedir. Selçuklulardan sonra gelen Karaman ogullari da birçok degisiklik yapmislar ve sulama kanallari açmislardir. Ayrica Ilhanlilar zamaninda, vezir Resideddin tarafindan Anadolu da bir çok sulama kanali açilmistir

Temellerde ve Alaaddin Tepesinde yapilan arkeolojik kazida sehrin Islam öncesi devirleri ait su yollarina tesadüf edilmisse de, bunlar bugün için bize içme suyu konusunda tam bir fikir vermekten uzaktir.

Konya uçsuz bucaksiz görünen yazin seraplarin oynastigi kuru ve çorak bir ovanin batisinda kurulmus olmasina ragmen bir su sehridir. Eski insanlar, sehri; kaynak ve akar sulari bol bir dag zincirinin eteklerine kurmuslar. Sehir küçük, baglar, bostanlar az iken Meram deresinden gelen Aslimda çok büyük bir göl yapardi. Sulari bol bu daglar, bazen Konya için tehlikeli olmus, siddetli yagmurlardan veya karlatin erimesinden sonra yamaçlara inen sular, sehri sik sik tehdit etmis, halk arasinda "Konya nin ölümü sudandir" sözünü atasözü olarak yasatmistir.Selçuklular devrinde 1. Alaaddin Keykubat, Konya yi içine alan dis kale yaptirmis etrafinda derin hendekler açtirarak sehri hem düsmandan hem de sellerden korumustur. Evliya celebi Konya Kalesini anlatirken:"Bu iç kale mürtefi yerde vaki olup mükellef ve mükemmel cebehanesi ve toplari vardir. Bu kalenin sark ne simal canipleri sara ile bir gölcegizdir. Konya dan geçen bütün pinarlar bu göle munsap olur " demektir.

Konya sehri içerinde arkeolojik kazilar yapildigi için, Konya içme suyu tarihine Selçuklular devrinden baslamak icap etmektedir. Bugün bir kismi ayakta duran Selçuklu devri mimari eserlerinde havuz, çesme ve su yollari, bu devirde gelisen ve kalabaliklasan sehrin içe suyu meselesinin sistemli ve planli bir sekilde ele alindigina canlik misallerdir.Bu devirde de Konya içme suyu kaynaklarinin sehrin batisindaki daglarin yamacinda bulunan Dere, Basarakavak, Tepeköy ve Sille sulari oldugu anlasilmaktadir. Bu sular, birtakim kaynaklarla da beslenerek Meram baglarina inmekte buralarda içme ve sulama suyu olarak sarfedildigi gibi bir kismi da Konya ya getirilmektedir. Bu kaynaklardan alinan Mukbil ve Beypinari sulari, Selçuklular devrinde sistemli bir sekilde, 1. Aladdin Kaykubat tarafindan Meram baglari ile Konya sehri arasindaki Havuzhan (Havuzluhan) su deposunda toplanmis, buradan sehre ve civar mahallelere taksim edilmistir.

Eflaki nin kaydina göre sehir deposuna inin Mukbil suyunun bir kolu ve çesmesi de, Çelebi Hüsamettin in Meram daki bahçesinde bulunuyordu. Mukbil suyu yüzyillar boyunca Konya çesme sadirvanlarina su vermis, lezzeti ve nefaseti övülmüstür.

Konya li zenginler, devlet adamlari yaptiklari cami, medrese, hankah vs. gibi hayir müesseselerinin civar veya avlularina çesme ve sebiller kurmuslar, bunlar için kaynaklardan su getirmislerdir.Konya li vezir ve basvezir Sahip Ata Fahreddin Ali (656H.-1258M.) yilinda yaptirdigi Sahip Ata Camii nin portalindeki sebiller kadin ve erkekler için ayri ayri bölmeleri, keseligi olan hamam (Sahip Ata veya Sultan Hamami),ayrica Konya nin muhtelif semtlerinde yaptirdigi dört çesme ve Havuzhan daki Buzhaneleri, bag ve bahçeleri için Meram çayindan Hocacihan a Karahüyük ve Harmancik köylerine kollar ayrilmis içme suyu olarak kullanildigi gibi, bag ve bahçelerde de harcanmistir.

Selçuklu devri alimlerinden Sadrettin Konevi yaptirdigi camii hankah civarina bir çesme akitmis ve getirmistir.Keza, XIII ve XIV.yy. da Konya yi görmüs meshur seyyahlar eserlerinde Konya içme suyu ve akarsularindan bahsetmis, Konya nin Bag ve bahçelerinin güzelligini övmüslerdir.

Konya da Selçuklu Devletinin yerine geçen Karamanogullari nin, su yollarinda bazi degisiklikler yapmis, Meram ve Dere çaylari üzerinde su degirmenleri kullanarak akarsulardan bu sekilde ifade edilmis, 1424 yilinda yaptirilan Meram Hamami su getirilmis sehir içinde de bazi çesmeler yaptirilmis.

Konya 1467 yilinda Fatih Sultan Mehmet in eliyle Osmanli Devletine katildiktan sonra yeni kaynaklar bulunmustur. Fatih in oglu Sultan Cem, Konya valiligi sirasinda (1474-1481)Konya kalesinin disinda bir kösk yaptirarak su getirmis ve bu su ile ayni zamanda kösk civarinda bag ve bahçeler sulanmistir.Bu suyun geçtigi yerlerdeki halk, arklar açmak suretiyle suyu harcettigi, sehrin çesme ve hamamlarina zarar verdigi için II. Beyazit devrinde tanzim edilen bir kanunname ile suya tecavüz edenlerin cezalandirilmalari hükmü konulmustur.

Osmanlilar devrinde Konya ya bizzat su getiren padisah Yavuz Sultan Selim dir.Iran seferi esnasinda Konya dan geçerken Mevlana Türbesi ni ziyaret etmis, türbenin kubbelerini kursunla kaplatip, etrafina duvar çevirttigi ve dervislere yüzbin akçe sadaka dagittigi gibi, türbenin suya olan ihtiyacini da düsünerek sehrin 20 km. batisindaki Dutku suyunuda getirmistir. Türbe suyu da denilen bu su dergahin ihtiyaçlarini karsilamistir.Yavuz Sultan Selim, Konya ya üç defa gelmis sehirde çesme ve sadirvanlar yaptirmis.Yine bu devirde Konya esrafindan Yusufoglu Ahmet Çelebi bir hamamla birlikte iki sebil ile Konya nin Sariyakup, Haciömerler mahallesinde hamam ve han civarinda dört, Konya kazalarinda sekiz çesme yaptirmis, bunlarin bakimi, tamiri için vakfiyeler tanzim ettirmis.

Kanuni Sultan Süleyman devrinde Konya içme suyu çogaltilarak, su sarfiyati kanunnamelere baglanmis, Mevlana türbesi ve Sadrettin Konevi evkafina ait bag ve bostanlar su resminden, muaf tutulmus sehir içinde yeni çesmeler yaptirilmistir. Konyali hayir severler firsat ve imkan buldukça mali kudretleri nisbetinde eserler yapmaya ve çesmeler akitmaya çalismislardir.

XVII. yy. seyahatnamelerinde Konya suyu ve çesmelerine ait bilgiler verilmektedir. Evliya Çelebi kale haricindeki kubbeli bir depodan (Havuzhan) sehre su taksimi yapildigini, buradan 360 lüleye (musluk) verildigini, bu sularin camii, mescit,han hamam ve saraylardaki çesmelere dagitildigini,su kaynaklarinin Meram daglarinda bulundugunu zikrederek sehirde mevcut kuyu suyu ile de bostanlarin sulandigini kaydeder. Katip Çelebide ayni bilgileri vermektedir. Bu bilgilerden anladigimiza göre sehir içme suyu bag ve bostanlara sarfedilmekte, belkide içmeye yetmemekte, kuyu suyundan faydalanilmaktadir.

XIXyy. da Konya Valisi Kel Hasan Pasa nin su mevzuundaki faaliyeti dikkati çeker. 1848 yilinda Konya nin Zindankale semtinde yaptirdigi Sevk-abet adli kösküne havuzhan su deposundan hususi surette su almis, çesme ve sebiller akitmistir. Bu yüzyilin sonlarina dogru Konya da akan çesme adedi 81 olarak kaydedilmistir. Bu adet, sehir ihtiyacini karsilayamadigi için, Meram çay suyu küplerde dinlendirilmek suretiyle içilmistir. Siddetli yagmurlardan sonra, içilemeyecek kadar bulanik akan bu sular büyük toprak küplerde üç-bes gün bekledikten sonra, ayri bir küpte durulanarak içilmisti. Bu süzülen çay suyunun leziz ve berrrak oldugu Istanbul un Karakulak suyuyla mukayese edilebilecegi söylenmektedir. Bunun disinda bilhassa sehrin dis mahallelerinde oturan bir kisim halk da kuyu sularindan faydalanmis, 7-8 metre derinlikte açilan bu kuyulardan "Cingirik" denilen ve iki yüksek agasin arasina kurulan manivelali kovalarla kuyudan su alinarak içilmistir.

Çayirbagi suyunun getirilmesinde büyük emekler sarfedenlerin basinda, Konya esrafindan Koyunuglu Mustafa Efendi gelir,Çayribagi Konya sehrinde 250 metre yüksek oldugu için depoya inen suyun tazyiki kolayca temin edilmistir. Bu suyun kaptaj sistemi nisbeten eski olmakla beraber, sehir su sebekesini ikinci derecede beslemektedir. Avlonyali Ferit Pasa nin eseri olan Çayirbagi suyu, 1905 yilinda Konya Valisi Faik Bey tarafinda tekrar ele alinmis ve iki bin lira masrafla tesisler yeniletilmistir. 1907 yilinda Vali Hüsnü Bey lerin tesebbüsleri ile Konya nin batisinda Loras daglari etegindeki Mukbil ve Beypinari kaynaklari,175 mm. Çapinda ve 12 Km uzunlugundaki pik borularla, tekrar sehre isale edilmistir. Kaptaj vaziyeti galeri sistemine göre yapilan bu su sehir sebekesinin bir kismini beslemektedir.

Sehir sulari belediye geçtikten sonra Konya Belediyesi, 1920 yilinda tesisleri fenni tetkiklere tabi tutmus, Alaaddin tepesindeki su deposunu genisleterek, iki betonarme su deposu yaptirmistir. 1937-1938 yillarinda, bu depoya sehrin 12 km batisinda ve Kozaagaç köyü civarinda bulunan dutlu suyu kaynagi da 86.459 lira masrafla, 200 mm. lik çelik borularla aktarmistir. Dutlu suyunun kaptaj durumu galeri sistemine göre yapilmis olup, sehir sebekesini en fazla besleyen bir sudur...

1989 yilinda baslatilan ve 2000 yili sonu itibariyle dünyada örnegi olmayan bir uygulama ile sehrin 15-20 km uzaginda bulunan Dutlu,Çayirbagi, Mukbil, Beypinari ve Kirankaya kaynaklarinda getirilen pinar sulari tüm sehir merkezine ayri bir sebeke hattiyla ve 546 adet tatlisu çesmesiyle halkimizin hizmetine sunulmaktadir.

2.982.234 m. Su sebeke uzunlugu, 199 derin kuyu,11 pompa istasyonu,27 gömme su deposu ile 200.000 adet abonemize camiler, sadirvanlar vb. yerlere kaliteli ve kesintisiz olarak su hizmeti sunulmaktadir.Yeni Altinapa baraji ile sulama amaçli olarak açilan kuyulardan elde edilen sulama suyu sehrimizin medar-i iftihari durumunda olan Meram Ilçemizde bagi,bahçe ve yesil alanlara,üçüncü bir hat olan sulama kanallariyla ulastirilmasi saglanmaktadir.